Archive for April, 2009

John Malkovich, kalitesine vurulduğu Türklere markasını teslim edecek

April 25, 2009

Oscar ve Emmy sahibi dünyaca ünlü oyuncu John Malkovich tasarımını kendisinin yapacağı moda markası için Damat, Tween, ADV, D’S markalarının sahibi Orka Grup, Sarar ve Ramsey’le görüştü. İstanbul Film Festivali’nde kendi tasarladığı kıyafetlerle dikkat çeken Malkovich, Türkiye ’nin tekstil sektöründe çok önemli bir yerde olduğunu belirtti.

70’ten fazla filmde oynayan, Emmy Ödüllü ve iki Oscar’lı dünyaca ünlü oyuncu John Malkovich İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nın onur konuğu olarak katıldığı İstanbul Film Festivali’nin ardından tasarımını kendisinin yapacağı moda markası için Damat, Tween, ADV, D’S markalarının sahibi Orka Grup, Sarar ve Ramsey ile görüştü. Sinemada oyuncu, yönetmen ve yapımcı olarak hatırı sayılır yeri olan Malkovich, dördüncü meslek olarak moda tasarımcılığı yapacağını açıklamıştı. Malkovich, İstanbul seyahati sırasında kendi tasarladığı kıyafetleriyle objektiflere poz vermişti.

Eski partneri önerdi

Hürriyet’in sonularını yanıtlayan John Malkovich, modaya yönelmesini şu sözlerle açıkladı: “Modaya girme sebebim eski partnerimdir. Bana modaya girmemi önerdi ve bu alanda yaratıcı olabileceğimi söyledi. Ve iyi koleksiyonlar hazırlayabileceğimi belirterek cesaretlendirdi.” Japonya ve İtalya’da önemli üretici markalarla çalışan Malkovich, Türkiye’nin tekstil sektöründe çok önemli bir yerde olduğunu belirtti.

İşim nedeniyle şanslıyım

Yaptığı bütün işler konusunda çok şanslı olduğunu vurgulayan Malkovich, “İçinde yer aldığım bütün işler hem kendini tanımlama formlarına sahipler, hem de bunlar birer business (iş)” dedi. Kendi adını taşıyan markasının nasıl bir kitleyi hedefleyeceğinden çok emin olmayan Malkovich, henüz niş bir alana mı hitap edeceğini yoksa daha geniş kitlelere ulaşan bir marka mı yaratacağını bilmediğini söyledi.

Türk kalitesi güzel

Görüştüğü ve mağazalarını ziyaret ettiği 3 Türk markadan da etkilendiğini belirten Malkovich, “Kaliteyi çok beğendim. Çok iyi işler olduğunu ve elişçiliğinin mükemmel seviyede bulunduğunu belirtmeliyim. Tasarımlar son derece şık” diye konuştu. İstanbul’a bir daha gelmesi halinde daha uzun kalmak ve şehri keşfetmek istediğini anlatan ünlü aktör, İstanbul’u ’olağanüstü bir şehir’ olarak nitelendirdi. John Malkovich, dDf’nin yeni merkezi Eski Şapka Fabrikası’nda gerçekleşen bir dizi toplantıda önemli isimlerle de bir araya geldi. Esra Ekmekçi’nin ev sahipliğini yaptığı buluşmada Malkovich, Ramsey ve Gümen Grup Genel Müdürü Saadettin Üçeyler, Damat-Tween-ADV markalarının sahibi Orka Grup Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Osman Arar, Sarar Yönetim Kurulu Üyesi Emre Sarar ve Mehmet Yılmaz ile ayrı ayrı görüştü ve üretim olanakları hakkında bilgi aldı.

Ne ekonomi bilirim ne de ekonomik kriz

EKONOMİK krizle ilgili görüşlerini sorduğumuz John Malkovich, “Ekonomik durumla ilgili bir yorumum yok. Ekonomiyle ilgili sıfır bilgiye sahibim. Krizle ilgili hiçbir fikrim yok” demekle yetindi.

Amatör sayılır tasarımları realize edebilmek önemli

ORKA Grup Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, Malkovich’in biraz amatör olarak tasarımla ilgilendiğini, gerçeğe dönüştürülebilir, realize edilebilir koleksiyonlar hazırlamak konusunda destek verebileceklerini söyledi. Orakçıoğlu, “Malkovich gördüğü ürün ve koleksiyonlarımızı beğendiğini belirtti. Tabii ki kendisi profesyonel değil. Ama anlaşırsak her türlü desteği vermeye hazırız” dedi.

Tasarımcı gözüyle bizi de beğendi

SARAR Yönetim Kurulu Üyesi Emre Sarar, görüşmenin çok sıcak ve olumlu geçtiğini belirterek “Malkovich’in bu ziyaretinden büyük mutluluk duyduk” dedi. Sarar, Malkovich’in tasarımcı gözüyle bakarak Sarar koleksiyonlarının kalitesinden ve şıklığından etkilendiğini dile getirdi.

Enerjide fahiş fiyat haberleri ödül getirdi

April 20, 2009

Petrol fiyatlarındaki düşüşe rağmen akaryakıt şirketlerinin fiyatlarında indirim yapmamasını gündeme taşıyan haber, tüketici ödülüne layık görüldü. Zaman Gazetesi muhabiri İsmail Altunsoy’a, ‘Enerji Üst Kurulu, akaryakıtta fahiş kâra seyirci kaldı’ başlıklı haberi sebebiyle 2008 yılı Tüketiciye Saygı Özel Ödülü verildi.

İstanbul’da düzenlenen ödül töreninde konuşan Tüketiciler Birliği Başkanı Nazım Kaya, son bir yıl içinde Türkiye’de çok şeylerin değiştiğini, kabukların kırıldığını, birlik olarak tüketiciye yönelik umulmadık başarılar sağladıklarını söyledi. Kaya, derneğin telefonda sabit ücret uygulaması, kredi kartlarından yıllık aidat alınması, İsrail’in Filistin’deki işgali karşısındaki boykot ve diğer konulardaki çalışmalarını anlattı. Kaya, son dönemde en fazla dikkat çeken çalışmanın kredi kartı borcuna ilişkin olduğunu söyledi. ‘Taksitle ölmeyelim, taksitle ödeyelim’ kampanyasına büyük destek geldiğini dile getiren Kaya, diğer taraftan ‘benzin zammında spekülasyon şüphesi’ ve ‘1 kuruşumu istiyorum’ çalışmalarının da sürdüğünü kaydetti.

Törende Tüketiciler Birliği, gazeteci İsmail Altunsoy’u enerji piyasasındaki duyarlı habercilik anlayışı ve hak arama bilincine sağladığı katkı sebebiyle ödüle layık gördü. Altunsoy, ödül töreninde yaptığı konuşmada, sivil toplum kuruluşlarının önemine dikkat çekti. Tüketiciler Birliği ödüllerinde diğer dallarda ödül alanlar ise şöyle: Özel ödül dalında Anadolu Ajansı’ndan Zafer Akpınar ve Sabah Gazetesi’nden Osman Asiltürk, internet haberciliği dalında ‘www.turk. internet.com’, yazılı basın dalında Akdeniz Gerçek Gazetesi, radyo programı dalında TGRT FM, TV programı dalında TVNet gece haberleri ile Habertürk’ün Parantez programı ve yılın tüketicisi dalında da kredi kartı, banka tarafından gerekçe gösterilmeden iptal edilen ve açtığı dava sonucunda 3 bin TL manevi tazminat kazanan

Cepten internet, yüzde 73 ucuzladı

April 15, 2009

Turkcell 21 Nisan’dan itibaren, standart mobil internet tarifelerinde yeni bir indirime gitti. Turkcell’in pazarlamadan sorumlu genel müdür yardımcısı Lale Saral Develioğlu, mobil internet üzerindeki ÖİV’nin yüzde 25′ten yüzde 5′e çekilmesi sonrasında mobil internet paketlerinde yeni bir düzenleme yaptıklarını söyledi.

Yurtiçi standart mobil internet tarifesinde faturalı hatlar için 1 MB kullanımın yüzde 73′lük indirimle 7,47 liradan tüm vergiler dahil 1,99 liraya düşürüldüğünü ifade eden Develioğlu, “Faturasız hatlarda 2 kontör karşılığı kullanılan 30 KB’ye yüzde 17 ek kullanım avantajı sağlayarak 35 KB’ye yükseltiyoruz.” dedi. Turkcell abonelerinin kullandığı aylık mobil internet paketinde de indirim yaptıklarını hatırlatan Saral bu indirimlerin yüzde 17′ye denk geldiğini kaydetti. Saral’ın verdiği bilgiye göre, vergiler dahil aylık 100 MB’lık mobil internet paketine 9,38 lira ya da 65 kontör, aylık 1 GB mobil internet paketine 40,65 lira ya da 300 kontör, aylık 3 GB mobil internet paketine 61,50 ya da 450 kontör ödenecek. Günlük 30 MB’ı geçmeyen kullanımlar içinde mobil internet paketi 1,04 ya da 8 kontör olarak belirlendi.

Lale Saral Develioğlu Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun 1 Mayıs’tan itibaren ara bağlantı ücretlerine yapacağı yüzde 30′luk indirimi de değerlendirdi. GSM şirketlerinin bu indirimi fiyatlarına aynen yansıtmasının söz konusu olmadığını vurgulayan Saral, “Turkcell olarak biz genel indirim yerine değişik avantajlı kampanyalarla tüketicilerin yanında olmaya devam edeceğiz.” diye konuştu. Lale Saral Develioğlu, Danıştay’ın cepte görüntülü konuşmayı sağlayan 3G ile ilgili resmî kararını verdiğini hatırlattı. 10 gün içinde BTK’nın kendilerini imzaya çağırması halinde 3 ay 10 gün sonra telefonla görüntülü konuşulmaya başlanacağını belirten Saral, “Altyapı konusunda Turkcell olarak hazırız” dedi. Türkiye’nin 3G’ye geç girmesine karşılık avantajlı durumda olduğunu dile getiren Saral, 3G cihazlarının çok uygun fiyatla satıldığını bildirdi.

Vasıflı eleman bulamıyoruz ihracat siparişleri gecikiyor

April 13, 2009

Milyonlarca işsiz boş gezerken, bir şirket var ki eleman bulamamaktan şikâyetçi. Ortopedik medikal cihaz üreten İzmirli Ortopro AŞ vasıflı eleman bulamadığı için yurtdışından gelen siparişleri yetiştiremiyor. Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Yalçınkaya, eleman eksikliği sebebiyle üçüncü vardiyaya geçemediklerini ve bu sebeple 1,5 milyon dolarlık yurtdışı siparişi karşılayamadıklarını belirtiyor.
Son 4 yılda 20 kat büyüyen Ortopro, dünyada markalaşan ilk Türk medikal şirketi olmayı hedefliyor. Bu çerçevede de şimdiye kadar Amerika kıtası ve Avrupa’da 40′a yakın ülkeye önemli miktarda mal satmayı başardı. Buralarda ciddi pazar payı elde eden şirket, daha da büyümek isterken ‘vasıflı eleman’ sıkıntısına takıldı. Firma, insan vücuduna takılan ve 15-20 yıl kullanılabilen ortopedik cihazlar üretiyor. Çok hassas olan bu cihazların üretimi için alanında çok iyi yetişmiş işgücüne ihtiyaç duyuluyor. Halen 120 personeli bulunan Ortopro, çalışanlarına yüksek ücretleri ile bilinen otomotiv sektöründen bile yüzde 20-30 daha fazla maaş ödüyor. Personele özel sağlık sigortası da yaptırılıyor. Yüksek ücrete rağmen şirket, yetişmiş işgücü bulamıyor.

Ortopro Yönetim Kurulu Başkanı Yalçınkaya, geçen yıl 20 milyon dolar olan cirolarını bu sene 28 milyona çıkarmak istediklerini belirtiyor. Yurtdışından gelen siparişlerle bu büyümeyi sağlayabileceklerini ifade eden Yalçınkaya, “Bunun için üretimimizi artırmamız gerekiyor. Üçüncü vardiyaya geçmek istiyoruz. Ancak vasıflı eleman bulamıyoruz.” diyor. Şirket, personeli bünyesinde yetiştirme yolunu da deniyor. Ancak bu da ihtiyacı karşılamaya yetmiyor.

Şirket, 1 milyon dolarlık Ar-Ge yatırımıyla iki yıl içinde 12 yeni ürünü piyasaya sunmayı hedefliyor. Ortopro, yenilikçi çalışmalarını çeşitli üniversitelerden farklı hekimlerle işbirliği yaparak sürdürüyor. Bu gamın ilk ürünü olan ‘antibiyotik salınımlı kalça protezi’ dünyada da ilk. Bu özel protez, yaklaşık üç yıllık Ar-Ge çalışmasının eseri. Üstü özel bir malzemeyle kaplanan protez, içerdiği antibiyotik ile enfeksiyon riskini ortadan kaldırıyor. 90 ürün grubunda üretim yapan Ortopro, en çok kırıklar ve travmalarda kullanılan mamulleri satıyor. Türkiye’deki 260 milyon dolarlık pazarın lideri olan Ortopro’nun yurtdışında da 40′ın üzerinde distribütörü var.

Basın özgürlüğünde 134 ülke arasında 106’ncı sıradayız

April 10, 2009

Davos toplantılarını düzenleyen Dünya Ekonomik Forumu (WEF), yayınladığı ’Küresel Bilgi Teknolojisi Raporu 2008-2009’da, Türkiye’yi basın özgürlüğü alanında 134 ülke içinde 106’ncı sıraya koydu.

Bu dereceyle Türkiye, Enver Hoca’nın eski Arnavutluğu’ndan bir sıra altta yer aldı. “Ağlarla Bağlanmış Bir Dünyada Hareketlilik” alt başlığıyla yayınlanan 406 sayfalık raporda, bu yıl 134 ülkenin verileri esas alınarak çeşitli sıralamalar yapıldı. “Basın ülkenizde ne kadar özgür?” sorusunun yanıtlandığı ’Basın Özgürlüğü’ sıralamasında puanlar 1’den 7’ye kadar verildi. İki uçta, 1 rakamı kısıtlanmış, 7 rakamı ise özgür bir basını temsil simgeledi.

Zambiya geçti

Dünya Ekonomik Forumu’nun ele aldığı 134 ülkenin basın özgürlüğü ortalaması 5.19 oldu. Türkiye 134 ülke arasında 106’ncı sırada dünya ortalamasından düşük 4.31 puanla yer aldı. Türkiye’den daha özgür bir basın ortamı bulunduğu varsayılan ülkeler arasında, bir sıra üstte yer alan Arnavutluk, daha sonra da Bulgaristan, Bosna-Hersek, Zambiya, Burkina Faso, Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi gibi ülkeler bulundu.

En özgürlükçüler

Rapora göre, dünyada basının en özgür sayıldığı 10 ülke ve puanları şöyle sıralandı: Danimarka 6.90, İsveç 6.90, Hollanda 6.85, Almanya 6.78, Norveç 6.76, Finlandiya 6.74, İsviçre 6.73, İsrail 6.60, Yeni Zelanda 6.57, Kanada 6.56. Basın özgürlüğü sıralamasında ABD 24’üncü olurken, İngiltere ise 32’nci sırada yer aldı.

Yargıda 64’üncüyüz

’Yargı Bağımsızlığı’ sıralamasında ise yine 1’den 7’ye puanlama sistemi içinde Türkiye 134 ülke arasında, 4.00 puanla 64’üncü oldu. Bu alanda ülkeler ortalaması 4.07 oldu. Bu sıralamada son sırada Venezüella yer aldı. Yargının en bağımsız olduğu belirtilen ilk 10 ülke şöyle sıralandı: Yeni Zelanda 6.63, Finlandiya 6.63, İsveç 6.60, Almanya 6.54, Danimarka 6.52, Hollanda 6.51, İsviçre 6.51, Avustralya 6.45, Kanada 6.27, İrlanda 6.23.

Öztürk, manipülasyon davasında tutuksuz yargılanacak

April 7, 2009

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nda (İMKB) manipülasyon yaptıkları iddiasıyla İstanbul, İzmir ve Ankara’da düzenlenen operasyonda gözaltına alınanlardan 27’si daha dün Şişli Adliyesi’ne sevk edildi.

Bu kişilerden 17’si savcılık sorgusunun ardından serbest bırakılırken, diğerleri tutuklanmaları talebiyle mahkemeye sevk edildi. 3 kişi ise adli kontrol istemiyle mahkemeye gönderildi. Metro Turizm’in sahibi Galip Öztürk de çıktığı mahkemece tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Aynı konuya ilişkin önceki gün adliyeye sevk edilen 14 kişiden 3′ü tutuklanmıştı.

ÖTV inmişken zam yapan otomotivciye Rekabet Kurulu incelemesi var

April 4, 2009

Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, ÖTV indirimi sonrasında otomobil fiyatlarına zam yapılması konusunda Rekabet Kurumu’nun inceleme başlattığını bildirdi. Çağlayan, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası ziyareti sırasında yaptğı konuşmada, ÖTV indirimi sonrasında otomobil fiyatlarına zam yapılması konusunda bir kez daha uyarıda bulundu.

Yerliler zam yapmadı

Rekabet Kurumu’nun bu konuda inceleme başlattığını hatırlatan Çağlayan, şöyle konuştu: “Şu anda, yerli üreticilerden zam yapan yok. Bu konuda Rekabet Kurumu inceleme başlattı. Rekabet Kurumu, benim bakanlığımla ilişkide olan bir kurumdur. Dolayısıyla otomotiv sektörünün, böyle bir imkan yakalamışken, elindeki nimeti, müşterisini kaçırmaması gerekiyor. Otomotiv sektörünü uyardım. İçlerinde yanlış, hata yapanlar varsa bu müşteri her zaman onlara lazım. Onun için tedbiri buna göre yapmaları lazım. İthal edilen otomobillerde de, kurların değişmesinden dolayı bir fiyat farkı olduğunu bana ifade ettiler.”

İndirime uyulacak

Çağlayan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şunu çok net söyleyeyim: ÖTV indirimi Bakanlar Kurulu kararıdır, ona uymak mecburiyeti vardır. Uyulmadığı takdirde Maliye Bakanlığı ve benim bakanlığımın ilgili insanları gündeme gelir ve harekete geçerler. Tüketici ile ilgili tüm şikayetler yine benim bakanlığıma bağlı. Yani etkin denetim yaparız. Zam konusunda çok fazla hareket içinde olmadıklarını görüşmelerimde gördüm. İthal edilenlerde yalnız kurun değişmesinden dolayı fiyat farkı doğduğu ifade ediliyor ama kimse bindiği dalı kesmez diye düşünüyorum.”

Vergi indirimi işe yaradı, martta otomotiv satışı yüzde 2.7 arttı

TÜRKİYE otomotiv pazarında geçen ay binek ve hafif ticari araç toplam satışları, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2.7 arttı. Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD) verilerine göre, 2009 Ocak-Mart kümülatif binek ve hafif ticari araç toplam pazarı 96 bin 459 adet oldu. 120 bin 427 adet olan Ocak-Mart 2008 binek ve hafif ticari araç pazar toplamına göre satışlarda, yüzde 19.9 düşüş yaşandı. Toplam otomobil satışları, geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 7.6 azalarak, 68 bin 287 adet oldu. Toplam hafif ticari araç satışları da, aynı dönem için, geçen yıla oranla yüzde 39.4 azalarak, 28 bin 172 adet olarak gerçekleşti. Mart ayı binek ve hafif ticari araç toplam satışlarında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2.7 artış oldu. Geçen ay binek otomobil satışları 40 bin 622 adet, hafif ticari satışları 14 bin 489 adet olmak üzere toplamda 55 bin 111 adet oldu.

Mücevhere bahar geldi

April 1, 2009

Tekin Seyrekoğlu Kuyumculuk, bahara özel bir koleksiyon hazırladı
Tekin Seyrekoğlu Kuyumculuk, baharın renklerini ve ışıltısını yansıtan Nora Koleksiyonu; pembe ve beyaz altından swarovski taşlarla bezenerek hazırladı. Koleksiyon; hem asaletini vurgulamak isteyen; hem renkli ve hareketli kişiliğini sergilemekten kaçınmayanlara hitap ediyor. Modern çizgiler ve değişik modellerle oldukça şık hazırlanan koleksiyonda her parça özenle seçildi en iyi işçilik kullanıldı.

Hisarcıklıoğlu: Küçülme oranları sürpriz değil

April 1, 2009

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, büyüme rakamlarının sürpriz olmadığını, 2009′un ilk çeyreğinde de benzer boyutta küçülme yaşanacağını kaydetti.

Hisarcıklıoğlu, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Mezunları Cemiyeti tarafından bu yıl 33.’sü düzenlenen İktisatçılar Haftasının açılışında, dünyanın her tarafında krizin etkilerinin derinleştiğini, 2. Dünya Savaşı sonrası oluşturulan düzenin, bugünkü dünyanın ihtiyaçlarına cevap veremediğini söyledi.

Ekonomik sistemin yeniden inşasının küresel krizle birlikte öncelikli hale geldiğini ifade eden Hisarcıklıoğlu, finans ve reel sektör arasındaki bağların ağır hasar aldığını, kredi mekanizmasının durmasının ekonomi çarklarını da durdurma noktasına getirdiğini anlattı.

Bütün ülkelerde ekonomiye duyulan güvenin büyük ölçüde sarsıldığına işaret eden Hisarcıklıoğlu, “Dünya ilk defa böyle ağır bir krizle karşı karşıya bulunmaktadır. Krizin ne kadar uzun süreceği ise henüz belirsizdir” dedi.
Geçtiğimiz haftalarda eski İngiltere Başbakanı Tony Blair ve Avrupa Merkez Bankası Başkanı ile görüşmelerinden örnekler anlatan Hisarcıklıoğlu, şunları kaydetti:

“Ben onları dinledikten sonra sonra bu krizi, herhalde dünya şu anda haritası çıkarılmamış topraklardan geçiyor diye tanımlıyorum. Yani buradan Ankara’ya gitmek istiyoruz, harita yok, yol yok, Ankara’yı bulmaya çalışıyoruz. Farklı bir dönemdeyiz. Bugünkü krizin temel farkı herhangi bir sonun, sınırın olduğunun en azından şu an için bilinmemesidir. Eskiden dış ticaret, dış kredi veya iç kredi en azından biri çalışıyor olurdu. Bu kanallardan birinin açık olması sayesinde krizden çıkış mümkün olurdu. Tünelin sonunda da ışık görünüyordu. Bugün ise bu kanalların hepsi kapalı görünüyor. O yüzden G20 toplantısının önemi çok daha artmıştır. Küresel kriz ancak küresel önlemler gerektirir.”
Her ülkenin kendine göre tedbir almaya çalıştığını anımsatan Hisarcıklıoğlu, ülkelerin deneme yanılma sürecinde olduğunu, bu tedbirlerin ne kadar başarılı olacağının ise belirsiz olduğunu söyledi.

Hisarcıklıoğlu, asıl tehlikenin ise tek tek alınan önlemlerin, küresel çapta başka dengesizlere yol açma ihtimali olduğunun altını çizdi.

Bu tehlikelerin başında korumacılığın geldiğini ifade eden Hisarcıklıoğlu, gelişmiş ülkelerin liderlerinin korumacılık söylemlerine sığındığını, küresel ekonominin yeniden canlanması için kaynak probleminin acilen çözülmesi gerektiğini vurguladı.

Bu bağlamda devletten devlete kredi mekanizmalarının işletilmesinin önümüzdeki dönemlerde önem kazanacağına işaret eden Hisarcıklıoğlu, gelişmiş ülkelerde toplanan kaynakların bir kısmının tekrar devletten devlete kredi yoluyla gelişmekte olan ülkelere aktarılmasının krizden çıkışı hızlandıracağını söyledi.

“YA BU KRİZ BİZİ YÖNETECEK, YA DA BİZ ONU YÖNETECEĞİZ”

G20′nin yeni küresel mimari açısından önem kazandığını belirten Hisarcıklıoğlu, “Hepimiz için ilginç yeni bir dönem başlamaktadır. Dünyanın kaderinin yeniden yazılacağı bir dönemdeyiz” dedi.

Önlerinde iki seçenek bulunduğunu dile getiren Hisarcıklıoğlu, “Ya bu kriz bizi yönetecek, ya da biz onu yöneteceğiz” dedi.

Geçtiğimiz 5 ayın iyi değerlendirilemediğini ifade eden Hisarcıklıoğlu, şöyle devam etti:
“Dün açıklanan küçülme oranları sürpriz değildir. 2009′un ilk çeyreğinde de benzer boyutta küçülme yaşanacaktır. Sanayi üretim hacmimizin dörtte birini kaybetmiş durumdayız. Türkiye’nin en önemli sorunlarının başında istihdam gelmektedir. Son 1 yılda sanayi sektöründeki toplam istihdam 205 bin kişi azalmış. 2008′in son üç ayında sigortalı çalışan sayısı 360 bin azalmıştır. Bu, bir şeyin daha göstergesi; en rekabetçi sektörlerindeki kayıtlı çalışan sayısı oranı, diğer sektörlere göre daha yüksek olduğundan, aslında en kalifiye çalışanlarımızı ve dolayısıyla rekabet gücümüzü kaybetmekteyiz. Bankaların içine kapanmaları da krizin ekonomi üzerindeki etkisini artırmaktadır. Kredi hacmi önemli oranda gerilemiştir. Bankaların mevduat hacminde gerileme yaşanmadı. Mevduatın krediye dönüşme oranı yüzde 87′den yüzde 80′lere düşmüştür. Bankalar kredilerden çektikleri kaynağı, devletin iç borçlanma senedine yönlenmişlerdir. Bu noktada kredi piyasasını canlandırmaya yönelik adımlarından dolayı Ziraat Bankamızı kutluyorum.”

KAMU BÜTÇE AÇIĞI…

Rİfat Hisarcıklıoğlu, Türkiye’nin bir zamanlar güçlü olduğu alanlarda zayıflama yaşadığını, bunların başında da kamu bütçesinin geldiğini hatırlattı.

Yıllar içinde azaltılan bütçe açıklarının son dönemde reel olarak arttığına işaret eden Hisarcıklıoğlu, bütçe açığının milli gelire oranı anlamında düşük düzeyde kalmasının olumlu olduğunu, ancak 2008 Aralık ayından itibaren bütçe dengesinde ciddi bozulmaların başladığını, sadece son 2 ayda yılın tamamı için hedeflenen kadar açık verdiğini anımsattı.

Kriz döneminde kamu bütçesinin sıkı tutulmasının beklenemeyeceği görüşünü de ifade eden Hisarcıklıoğlu, şunları kaydetti:
“Türkiye’de çöken iç talebe destek olmak, hem de daralan finans kanallarını yeniden canlandırmak için kamu bütçesinden kaynak aktarmak ve ilave harcamalar yapmak kaçınılmazdır. Ama sorun şudur ki; ortada bu yönde tedbir mekanizması kurulmamışken, kamu bütçesindeki açılma şimdiden gevşetmenin de çok ötesine geçmiştir. Hedeflenenin çok ötesinde bir bütçe açığının gerçekleşmesi halinde bunun nasıl finanse edileceği de bilinmemektedir. Kaynaklarını şirketler kesiminden hazine kağıdına kaydıran bir bankacılık sistemi varken, Hazinenin daha fazla borçlanması halinde bunun kredi sistemi ve şirketler üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerini nasıl bertaraf edileceği bilinmemektedir. Bilinmeyen, bu sürecin kontrollü mü, kontrolsüz mü gerçekleşecek olmasıdır. 2009′daki muhtemel kayıpların 2010′dan itibaren nasıl ve kadar sürede geri alınacağı buna bağlıdır.”

“ORTA VADELİ MALİ PROGRAMA İHTİYAÇ VAR”

Bu noktada 3 temel amaç etrafında çalışmanın önemine işaret eden Hisarcıklıoğlu, canlandırma tedbirlerine, tüketimi desteklemeye önem verilmesi gerektiğini söyledi.

Mevcut istihdamı koruyacak tedbirlerin yanı sıra işsiz kalanlara, toplumun en alt gelir düzeyine destekler planlanması gerektiğini anlatan Hisarcıklıoğlu, şirketler kesiminin finansmana erişimi, nakit dengesinin yeniden tesisi için mekanizmalar kurulması gerektiğini, 6 ay önce gündeme getirdikleri bu konunun sonuçlanmasını beklediklerini kaydetti.

Hisarcıklıoğlu, kamu bütçesine yönelik orta vadeli plan hazırlanmasının da önemli olduğunu vurgulayarak, “2009′a yönelik harcama artırıcı tedbirler kaçınılmaz olurken, 2010 ve sonrası için mali disiplinin yeniden tesis edileceği garanti altına alınmalıdır. Aksi halde kamu borçlanmasının mali piyasalar üzerindeki daraltıcı etkisinin önünü alamayız” diye konuştu.

Orta vadeli mali programa ihtiyaç duyulduğunu ifade eden Hisarcıklıoğlu, “Bunlar olursa Türkiye kontrollü bir küçülme yaşar ve sonrasında küresel yarışa en az üretim ve istihdam kaybıyla devam eder. Olmaz ise unutmak istediğimiz 90′lı yılları yeniden yaşarız” dedi.